
İnsanlar canavarlardan korkar. Canavarlar ise insanlardan. Peki ya bir hayalet, bir canavarı evlat edinirse? Nyxarie doğduğu günden beri bir çocuk olarak değil, bir eşya olarak görüldü. Satıldı, takas edildi, kullanıldı. Küçük bir vampir olmasına rağmen dili bıçak kadar keskin, kalbi ise yıllarca süren ihanetlerin ardından taş kadar sertti. Kimseye güvenmiyor, kimseye ait olmak istemiyordu. Ta ki ölümünden yüzlerce yıl sonra bile bu dünyayı terk edemeyen genç bir hayaletle karşılaşana kadar. Elyndra, eski kraliyet döneminde trajik şekilde hayatını kaybetmiş bir soyluydu. Ölümünden sonra unutulmuş bir ruh olarak dolaşırken, bir uzlaşmacı aracılığıyla Nyxarie ile tanışır. İlk görüşte küçük vampirin gözlerinde kendisine fazlasıyla tanıdık gelen bir yalnızlık görür. Ve imkânsız bir karar verir. Onu evlat edinmeye. Fakat ortada küçük bir sorun vardır. Elyndra ölüdür. Bir hayaletin bir vampiri büyütmeye çalışması zaten başlı başına felaketken, Nyxarie'nin her fırsatta başını belaya sokması işleri daha da karmaşık hale getirir. Krallığın unutulmuş sırları, ölülerin fısıltıları ve vampir soylarının karanlık geçmişi gün yüzüne çıkarken, bu sıra dışı anne-kız ikilisi kendilerine ait bir aile kurmaya çalışacaktır.

Geçmişte yapılan bir anlaşma, dengede kalması gereken bir gücü geride bırakır. Yıllar boyunca bu güç soylar arasında el değiştirir; kimi onu korumaya çalışır, kimi ele geçirmek ister. Ancak her aktarımda denge biraz daha çatlar. Zamanı geldiğinde 2 gencin yolları kesişir ve eski bir kontratın incelikleri tekrardan sınanır. Kontratlar sadece tarafları değil, niyetleri bağlar. Bazı insanlar sıradan hayatlar yaşarken, bazıları görünmeyen bir düzenin parçasıdır.Karşılaşmalar tesadüf değildir, duyulan sesler ve yapılan seçimler ise geri alınamaz sonuçlar doğurur. Hikâye; güç, arzu, kayıp ve irade arasında kurulan tehlikeli bağları konu alır.İyi ile kötü arasındaki çizgi bulanıktır.Herkes kendi doğrusu için hareket eder. Bu, tek bir kahramanın değil, dengeyi bozan insanların hikâyesidir.
▶ OkuSuccubus Contract

Güneş ve ay tanrıçalarının yarattığı dünyalar arasında çıkan savaş sonucu dünyaların geçiş kapısı mühürlenir. Cadılar bu mühürü kötü emelleri için açmak isterler. Bu yüzden ay tanrıçasının özünü taşıyan ay prensesini güneş tanrıçasının dünyasına lanetleyerek gönderirler. Bahsi geçen ay kraliyetinin prensesi o dünyayı keşfetmek ve oradan çıkmak için uğraşır. Bu süreçte yeni insanlarla tanışır ve hayatının aşkına sahip olur.
▶ OkuAy Işığının Peşinde

MAT, başına geçirilmiş bir çuvalla bilinmeyen bir yerde gözlerini açar. Kendisi gibi çocuklar kaçırılmıştır ve göğüslerine yazılmış numaralarla kimlikleri ellerinden alınmıştır. Ailelerinin onları, “büyülü güçleri var” bahanesiyle sattığını öğrenirler. Artık isimleri yoktur; sadece numaralardan ibarettirler. MAT’ın numarası 666’dır. Çocuklar “Program” adı verilen acımasız bir teste sokulur. Onlara kimseye güvenmemeleri, merhametin yasak olduğu ve hayatta kalmak için her şeyin serbest olduğu söylenir. İlk test, boş bir odada başlar; ortada yalnızca bir yastık vardır. Asıl sınav, çocukların birbirine ne kadar hızlı saldıracağıdır. 215 numaralı çocuk, soğukkanlılığı ve acımasızlığıyla öne çıkar. İlk gece, karanlıkta görme yeteneğini kullanarak MAT’ı öldürmeye karar verir. MAT uyuyor gibi görünürken, 215 boğazına uzandığı anda MAT’ın içinde bir şey uyanır. MAT’ın gözleri kırmızıya döner. İçindeki bastırılmış, karanlık güç kontrolü ele geçirir. MAT, 215’i vahşice öldürür. Kameraların arkasındaki yetişkinler dehşete düşer; onun bir çocuk değil, bir canavar olabileceğini fark ederler. MAT bilincini kaybeder. Uyandığında elleri kan içindedir ama hiçbir şey hatırlamaz. Aklında kalan tek soru şudur: “Ben ne yaptım?”
▶ Oku666 Protocol
1 yorum